петък, 25 юли 2014 г.

Üç gündür evlerde bulanık su akıyor Yetkililer uyardı: 2-3 gün daha

Kırcaali'de etkili olan yağışın ardından içme suyunu temin eden Borovets barajı
bulandığı ve musluklardan bulanık su akıyor. Yetkililer problemin devam etmesi sebebiyle
vatandaşların Pazar gününe kadar şebeke suyu içmemesini  istedi. Video izle..



четвъртък, 24 юли 2014 г.

Kırcaaliler: Temiz su hakkımızdır

Toprak kayması iki gündür içme suyunun bulanık akmasına neden oluyor
Kırcaali Borovets barajında  meydana gelen toprak kayması  içme suyunun bulanık akmasına neden oluyor.
 İçme suyunun depolandığı Bprovets barajında toprak kayması sonrası toprağın Kırcaalideki içme sularına karışması sonucu suların çamurlu akmaya başladığı görüldü.

İki gündür Kırcaali’de içme sularının çamurlu ve bulanık aktığını, bu nedenle musluklardan akan suyu kullanamadıklarını belirten Vızrojdentsi sakinleri, kendisi bir mühendis olan Kırcaali belediye başkanı Hasan Azis’in buna bir an evvel çözüm bulması gerektiğini söylediler. Kamu Sağlığı Bölge Kontrol Müfettişliği “(RİOKOZ) çalışanlarının da işlerini  ‘iki arada bir derede’ yapmaya son vermesini isteyen vatandaşlar, ‘Temiz suya ulaşmamız en temel  hakkımızdır,  yıllardır içme suyu şebeke değişimi için harcanan bunca paralara rağmen niçin hala temiz su içemiyoruz? diyerek  Kırcaali belediyesi, RİOKOZ ve Kırcaali Su ve Kanalizasyon (ViK) Şirketi hakkında isyanlarını dile getirdiler.

Sıra numarasını kaçıran bayan kavga etti video

Kırcaali Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı pasaport şubesi önünde, sıra numarasını kaçıran bir bayan beklemeden içeri girmeye çalışınca sırada izdiham oluştu. Bulgar olduğu anlaşılan bayan,  "Bana ne yapacağımı söyleyemezsiniz!" diye bağırdı ve polisin gözü önünde kapıyı açarak şubeye girdi, ancak kuyruktakiler itiraz etti. Yaka paça pasaport şubesinden dışarı çıkarılan bulgar bayan, Kırcaali Emniyet Müdürüne, türklere pasaport verilmemesi için şikayette bulunacağını belirterek, oradan ayrıldı.
Her sene olduğu gibi, bu yıl da Kırcaali Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı pasaport şubesi Avrupa ülkelerinde çalışan ve göçmen vatandaşların akınına uğradı. En fazla şikayet ise teknolojinin bu kadar ilerlemiş olmasına ragmen şube personelin son derece yavaş çalışması.  
Dün sabah itibariyle yeni pasaport çıkartmak için liste yapıldığı ve 2000 kişilik bir listenin oluştuğu görüldü. 


вторник, 22 юли 2014 г.

Ardino'da çarşı bomboş


Eskiden, Pazartesi  günleri  kurulan Ardino pazarında köylerden inen vatandaşlarımız trotoar işgali nedeniyle sokakta yürüyemiyordu. Yüzlerce pazarcı esnaf yeterince yer olmadığı için Pazar alanının dışında kaldırımlarda sergi kuruyordu. Yıllar once Ardino pazarında insanlar sokakta bile yürüyecek yer bulamazken, şimdi  bu pazarda 5-10 satıcı esnaf var, çarşı bomboş,  insan kalmamış..
FOTO - Ardino pazarı 21/07/2014



четвъртък, 17 юли 2014 г.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ HUSUSLAR

Saygıdeğer vatandaşlarımız,

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili aşağıda kayıtlı hususların görev bölgemizdeki (Filibe (Plovdiv), Kırcaali, Pazarcık, Hasköy (Haskovo), Smolyan, Eski Zağra, Plevne, Loveç, Gabrovo ve Veliko Tırnovo) vatandaşlarımızın dikkatine getirilmesinde yarar görülmüştür:

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ HUSUSLAR:

• Seçimlerde oy kullanabilmek için 21-25 Temmuz 2014 tarihleri arasındawww.ysk.gov.tr adresinden randevu alınması gerekmektedir.

• Randevular 1, 2 veya 3 Ağustos tarihlerinde 08.00-12.30 ile 12.30-17.00 saat dilimleri arası için alınabilecektir.

• Randevu almayan vatandaşlarımız için YSK tarafından belirli bir gün tahsis edilecektir. www.ysk.gov.tr adresinden oy kullanma tarihinizi öğrenmeniz gerekmektedir.

• Kendi imkanlarıyla randevu alamayanlar için internet erişimi bulunan bilgisayarlar 21-25 Temmuz 2014 tarihlerinde Başkonsolosluğumuzda vatandaşlarımızın kullanımına sunulacaktır.

• Tespit ettiği randevu saatinde gelemeyen vatandaşlarımızın aynı gün içerisinde oy kullanması mümkün olacaktır.

• Randevu gününde gelemeyen veya belirlenmiş oy kullanma gününü kaçıran vatandaşlarımızın diğer gün oy kullanmaları mümkün OLMAYACAKTIR. Ancak, Türkiye’deki gümrük kapılarında oy kullanma hakkı devam edecektir.

• Yurtdışında adres beyanı yaptırmış olan ancak Türkiye’de bulunan vatandaşlarımız Gümrük kapılarında oy kullanabileceklerdir:

Gümrüklerde birinci tur oy verme işlemi: 26 Temmuz 2014 - 10 Ağustos 2014
Gümrüklerde ikinci tur oy verme işlemi: 17 Ağustos 2014 - 24 Ağustos 2014

• Seçim günü oy kullanabilmek için T.C. Kimlik numaranızın kayıtlı olduğu fotoğraflı bir nüfus cüzdanı veya pasaportu ibraz etmeniz gerekmektedir.

• Seçimler Başkonsolosluğumuzda (Filip Makedonski 10, 4000 Plovdiv) gerçekleştirilecektir.


Saygıyla duyurulur.

T.C. Filibe Başkonsolosluğu

Yüksek Seçim Kurulu - Seçmen Portalı

www.ysk.gov.tr

сряда, 16 юли 2014 г.

POMAKLARIN SESİ

İstanbul'da çıkan Pomakların Sesi gazetesinin beşinci sayısı okuyucusuyla buluştu.Aylık olarak yayınlanan bu gazete, Pomaklara yönelik yayın yapıyor.
Her ay onlar hakkındaki farklı konuları ele alan gazete, özellikle dil, kültür ve tarih alanlarına ağırlık veriyor.
Beşinci sayısında da Pomakların Sesi gazetesi, yine Türkiye ve Balkanlar'daki Pomakların sorunlarını gündemine taşımakta.
Türkiye’de örgütlü ve PODEF’e bağlı Pomak derneklerinin faaliyetlerine geniş bir şekilde yer verilen bu sayıda, Pomakların renkli yaşamına da tanıklık ediliyor.

İşte bu sayıda konu edilen bazı başlıklar; "Çok kültürlülük, Pomaklar ve Demokrasi" - Mehmet Demir, "İSPOD 2014 Çalışmaları" - Bayram Erat, "Pomaklık ve Pomak Kimliği Sorunu"- Hasan Uygun, "Pomak gelinlerde Yüz Boyama"- Erdoğan Taşkın ve "Makedonya Meselesi, Ulus Yaratmak" -Ahmet Gökbayrak.

вторник, 15 юли 2014 г.

BÜYÜK ÜZÜNTÜ İLE AVNİ VELİ'Yİ UĞURLADIK

Merhum milli mücahidimiz ve liderimiz Avni Veli'in ölüm haberi, bütün Bulgaristan Türk Topluluğu'nun aklı selim mensupları arasında büyük üzüntü ve yankı yarattı.

Bir tek, karanlık şahıslarla bağlantısı ispatlanan DPS  ve onların Türkiye menşeli derneklerde barınan sıkı yalakalarının cephesinde ise suskunluk hakimdi.

Beklenildiği gibi bunlar, aramızdan erken ayrılan merhum kahramanımızın ne cenazesine katılmayı, ne de birer çelenk göndermeyi akıl ve cesaret edebildiler.

Avni Veli'yi yakından tanıyan ve seven onlarca insanımız ise görüşlerini açıkça belirtmekten hiç çekinmedi. İşte seçtiklerimiz bir demet;

Naim BAKOĞLU,
Silistre;

-  Avni'yle ilgili iki yaşanmış olayımı  hatırlattın. Novi Pazar (Yenipazar) kasabasındaki Gemi Kısımları imal eden fabrikada ressamdım. Seksenli yılların bir sonbaharının kışa el verdiği gün kıvırcık saçlı bir genç, kollarını açmış, bana yaklaştı. Kucaklaştık önce. Sanki eski iki dost idik. Sonradan kendini tanıttı: şair Avni Veli imiş. Şiirlerini daha önceleri gazetelerde okumuş, resmini de görmüştüm. Kendisiyle yakınen tanışmamdan memnun oldum. Zaporojets marka arabasıyla uzak Cebel kasabasından yola çıkarak Varna kentine bal kabağı satmaya gitmiş. Dönüşte arabası Yenipazar yakınlarında ağır arıza yapmış. Çekiciyle tamirhaneye getirmişler ve yeni motor bekleyip onarılması içik birkaç gün beklemesi gerektiği söylenmiş kendisine. O da beni hatırlayarak, dolayısıyla misafirim oldu. Üçüncü veya dördüncü günü arabanın tamiri balkabaklarından aldığı parayı da aldı, cebindeki son meteliği de! Yakıt deposunu doldurdum, cebine de yeter derecede para verdim ve kucaklaşarak, artık yakınen tanışan iki dost olarak ayrıldık. Tabii, Cebel'e varınca da borcunu hemen postadan gönderdi! Gün geldi, Kırcaali yöresinde Türk adlarının zorla değiştirme kampanyası yüreklere acı düşürdü. Cebel ve Mestanlı kasabalarında direnişler başladı, kurbanlar verildiği de duyuldu. Dayanamadım, olayları daha yakından görüp, bunları dış dünyaya duyurmayı kararlaştırdım. O zamanlar Rudozem'de madenci olarak çalışan damadımız Ahmet ve Ardinolu damadımız Ferhat Fettahoğlu ile birlikte Cebel'e gittik saklı yollardan. Bir lokantada görünüşte güvenli bulduğumuz kişilere Avni Veli'yi sorduk. Tüm tavrıyla entelektüel olduğu belli bir genç bizi dışarı çıkararak: ''Kimsiniz, nesiniz, nerelisiniz bilmek istemiyorum! Madem ki, Avni'nin dostusunuz, hemen uçlanın buradan, çok tehlikedesiniz! Avniyi dün alıp, götürdüler, siz de ele düşmeyin'' dedi. Bu kötü haber bizi sarstı. Avni, Bulgar ceza kanunlarında verilen en ağır ceza yüklenmek üzere tutuklanmıştı. Yine gizli yollardan o gece Mestanlıya sığındık ve devrisi gün devlet güçlerine yakalanmadan geri döndük. Avni'yle bir daha görüşmek nasip olmadı. Vefat ettiği haberini aldık. Yüce Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun!

Mümün Altındiş,
Bursa;


-  Kendisiyle Kırcali'de "Nov jivot" gazetesinin Türkçe sayfasını inceleme sırasında bir araya gelmiştik. Türklük duygusu yüksek, idealist bir milliyetçiydi. Oldukça cesur ve mert bir kişiliği vardı. Damarındaki asil ve temiz kan, onun Türklüğünü ve milliyetçiliğini ortaya çıkarmıştı. Yazdığı şiirleri bir güven ve umut taşıyordu. Yarınlardan çok şeyler bekliyordu! Kısacık ömrüyle, Bulgaristan Türklerine belki de bir ufacık meşale oldu. Fakat çoğunluk kendini onun meşalesiyle birleşmekten kaçındı. Bazı konularda belki ferdi davrandı ve kendini bir anda kuyunun dibinde, yolun çıkmazında buldu. Olayların karşısında istemese de, o garip yalnızlığı içinde hissetti ve bazı duygularına yenik düştü sanıyorum. Her şeye rağmen yılmadı ve dimdik ayakta durdu. Türklüğünü asla satmadı ve ödün vermedi. Hapishane yıllarında bile ön saflarda olmayı tercih etti ve gizlice de olsa milli duygularını yaymaya devam etti. O, belki de Bulgaristan Türklerinin milli şairi mertebesinde saf tuttu. Kısaca Avni Veliev ( Özgürer) arkadaşımız Bulgaristan Türklerinin birlik, beraberlik ve dayanışma zincirinin bir halkasıydı...Vefatıyla tüm sevenlerini üzen Avni Veli Özgürer kardeşimize, Allahtan rahmet diler,mekanı cennet olsun diyorum! Yakınlarının ve sevenlerinin başı sağ olsun! Onu özleyeceğiz.



Sabri ALADAĞ,
Cebel;

- Avni malim, zamanın birinde, Cebel kasabasına belediye başkan adayı olacaktı. Cebel belediye başkanı, aynı zamanda DPS il başkanı olan Bahri Ömer, makam şoförüne talimat verir. Makam şoförü, beyinsiz goril gibi Avni hocayı öldüresiye döver, sarhoş olup düştü desinler diye ağzına bir şişe mastika boşaltır. Bu olay unutulmadı unutulmayacak. Avni hoca ve diğer siyasi mahkumlar boşuna yattılar o soğuk mahpus damlarında. Hele şehitlerimiz hepten boşuna öldüler, gazi bile olamadılar. DS ajanları şimdi gazi ve kahraman. Hepsinin ortak noktası, ya dedeleri, ya babaları, ya da kendileri DS'ye çalışmışlar.
Avni hocaya yüce Rabbimizden rahmet, yakınlarına, bütün iyi niyetli ve temiz kardeşlerime ve eski gerçek mücahitlerimize sabır dilerim.

Ali DÜRÜST,
 İzmir;

- Avni Veli arkadaşımız tarihte kendisine düşen görevi yerine getirerek, arkasında iz bırakarak ebediyete göç etmiştir.
Arkadaşımız başlattığı mücadeleyi kazandı mı, kaybetti mi, asıl sorun burada.
Avni Veli Özgürer'in temel isteğinin birisi, mücadelenin en anlamlı yanı, Türk çocuklarının okullarda anadilini yabancı seçmeli dersi değil, hak ettikleri müfredatta zorunlu olarak okumalarıdır.
Hocamız Avni Veli Özgürer yalnız kendi davası değil, bütün Türklük mücadelesi veren şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesi boşuna gitmiştir.

Ayşe RODOPLU,
Bursa;

- Allah rahmet eylesin, çok üzücü bir haber. Öğretmenimizdi, yoldaşımız ve kardeşimiz. Çok zor günler geçirdi, savaştı.Davası ile uğraşırken ailesini kaybetti ( eşi ve çocuklarından ayrıldı). Türkiye'de emekli olunca, Cebel'e döndü.Yeni HÖH' lüler tarafından unutuldu, terk edildi ve dışlandı. Cebele'de zeki ve dürüst şahısları nedense hiç sevmezler...

Ahmed ALİEV,
Kırcaali;

-Biz DPS yönetimini değişmesinden yanayız. 25 yıldır DPS Türklere bir şey kazandırmadı, bundan dolayı Avni öğretmeler boşuna mücadele etmemiş olmaları için, DPS yönetimine Hüseyin Hafızov gibi hakiki Türkler gelmesinden yanayız.

25 yıldır o DPS yönetimini destekledik, bir o kadar desteklesek ne yazar.

DOSTANE VE KARDEŞÇE İLİŞKİLER

 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkanı Dr. Serdar Çam, yaptığı açıklamada, TİKA’nın Sofya'daki Banya Başı Camisi’nin restorasyonuna yardım ettiğini söyledi. Bulgaristan hükümeti ile çeşitli alanlarda yürütülen projelerin olduğuna değinen TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam, “TİKA olarak değişik alanlarda katkılarımız var. Bulgaristan hükümeti, dost ve kardeş Bulgaristan devleti ile çeşitli alanlarda yürütülen projelerimiz var. İki devlet arasında yapılmış olan restorasyonla ilgili protokollerin icrasıyla ilgili çalışmalarımız var. Şu anda halihazır Banya Başı Camisi’nin restorasyonu da sürmekte” diye konuştu.


 Bulgaristan’ın kuzeydoğusunda Müslüman ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı Razgrad kentinde bazı restorasyon çalışmalarına destek vermek üzere bir protokolün imzalanmasının beklendiğini belirten TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam, Türkiye’nin pek çok alanda komşu devlet olarak işbirliği çalışmalarının yapılması gayretlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Dombira.eu

Araç markete girdi

Dün gece Kırcaali Kliment Ohridski sokağında  BMW  marka bir otomobil sürücüsü, otomobili ile sigara almak için geceleri açık olan bir markete giderken, fren yerine gaza basınca önce orada bulunan ve bir eve girmek için kullanılan bir merdivene, ardından sokağın sağ tarafında bulunan bir marketin vitrinine büyük bir gürültüyle çarparak ön camdan içeri girdi. Kazada, araç sürücüsü yaralandı. Sürücü, olay yerine gelen  sağlık ekipleri  tarafından Kırcaali  Hastanesine kaldırıldı. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.


събота, 12 юли 2014 г.

AVNİ VELİ'NİN KANI VE RUHU

Bulgaristan'daki Türklerin 
yılmaz ve cesur kahraman Kartalı
bugün ebediyete göç etmiş...

Bugün bizim Milli Yas günümüz!
Topluluğumuz öksüz kaldı!

Çok üzüldüm bu acı habere,
biraz da sevindim!

Avni Veli'nin varlığı, eylemi ve inancı,
dimdik ayakta durmaya öğretmişti bizim neslimizi.

Kendisiyle beraber,
belki bundan otuz yıl öncesi,
beraber aşmıştık Dambalı sırtlarının yokuşunu,
yürüyerek Cebel'den Koşukavak'a kadar.

Bu esnada o hep soluksuz konuşmuştu, konuşmuştu...
Gözlerindeki, çakan kıvılcımlar müthiş etkileyiciydi.

Avni Veli, haddinden fazla cesurdu,
kendi insanına karşı kan bağı
ise o kadar büyüktü ki...

İşte bu büyük kalbin
gizemli nehrinin sevgi ve coşku akışı,
artık onu sonsuzluk yolculuğu
mertebesinde yaşatacak.

Bu mertebe yalnız aramızdan seçilmişlere mahsustur!

İşte ben bundan dolayı Avni Veli için seviniyorum!

İkinci ve son defa özgürlüğüne kavuştuğu için!

Aslında kim ne derse desin,
Rodop Kartalları hep özgür uçar!

Üzüntüm ise,
onun veya onun gibi öz be öz  yiğitlerimizin,
son yirmi yıldır
"yok sayılmasından"
kaynaklanmakta.

Tarih kitaplarımızda onların adlarına yer bırakılmadı,
ajan ve sahte kahramanların listesi çok uzundu...

Özgür Kartallar,
bizim kalplerimize,
kınalı ve  kanlı kanat ucuyla
çoktan nakış etmişti yüce adlarını...

Bu son yıllarda
Cebel'in Özgürlük Meydanı'nı
aramızdaki hainler ve satılmışlar gaspetti...
Adeta esir altına aldılar!
Aramızdakı ajanlar defolsun
diyenlerin burnunu kırdılar!

Bütün şeref kürsülerini,
makamları
ve kahramanlık piedestallerini,
o, siyah deri ceketli,
acımasız ve zalim faşistler  zaptetmişti.

Halbuki,
aynı o dünyaca meşhur Cebel Meydanı'nın
kıpkırmızı asfaltının üzerinde,
sözünü ettiğim aynı zorbaların
ellerindeki çivili kırbaçların gücü sayesinde,
Avni Veli'nin ve dava arkadaşlarının
gencecik sırtlarından ve bilek damarlarından akıtılan
o kırmızı ve güzel Türk Kanı hiçbir zaman silinmeyecek.
Cebel'in yediveren kırmızı gülleri hiç bir zaman solmayacak...

İşte bundandır
bütün zalimlerin  uykularını kaçıran
bu yirmi yıllık kabüs ve korku!

Avni Veli'nin kanı ve ruhu,
Cebel'in Özgürlük Meydanı'nda
Türkün varolduğu müdetçe
hep kıpkırmızı akacak ve yücelecek!

Bütün zalim ve korkak düşmanlarımıza inat olarak!

Bu kanı silmeye kimsenin
ne gücü yeter, ne de gayreti!

Gitsinler o siyah deri ceketliler,
tabi buna biraz sıkarsa,
aynı meydanda,
o al kanların üzerinde
yine tepinsinler ve böbürlensinler!

Avni Veli'nin
lanetinden ve kehanetinden
boğulmaktan korkmazlarsa
tabi ki...


Mümin Topçu

сряда, 9 юли 2014 г.

Zebra üzerinden karşıya geçen kadına kamyon çarptı

Saat 10.30’da Bılgarıya Bulvarı üzerinde meydana gelen kazada bir kadına Savarona şirketine ait K 3565 AC plakalı kamyon çarptı. Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre, karşıdan karşıya geçmek için trotoara çıkan kadın, Kırcaalii tren  garı istikametinden gelen ve Kırcaali Otogarı yol dönemeçinde bekleyen kamyonun önünden geçmek istedi. Kamyon şoförü , yola atlayan kadına sert şekilde çarptı. Çarpmanın şiddetiyle yere yığılan kadın için olay yerine ambulans çağrıldı. Olay yerine gelen 112 ekibi, kadına boyunluk takarak ilk müdahaleyi yaptı. Bilinci kapalı olan ve durumunun ağır olduğu öğrenilen kadın Kırcaali Hastanesi’ne kaldırıldı.
 




неделя, 6 юли 2014 г.

KOŞUKAVAK CUMA PAZARINDAN GÖRÜNTÜLER 04.07.2014 ...

Koşukavak - Krumovgrad Cuma pazarından görüntüler -04.07.2014....




събота, 5 юли 2014 г.

Yeni köprüde sollama aşkı kazası

Yeni Köprü üstünde trafik kazası meydana geldi. Bugün saat 13.00 sıralarında Kırcaalı Yeni  Köprü üzerinde bir aracın önünde giden diğer aracı sollamaya çalışırken ona çarpması sonucu trafık kazası meydana geldi.  Olayda iki araçta da maddi hasar oluştu.





KUŞLAR SUSUZ KALMASIN DİYE...

Yukarıdaki fotografın sıcaklığı gene  aldı götürdü beni.

Bir bakarmısınız cuma namazından sonra,
Eğridere camisinin içindeki, benim Ramadan amcam ile müftü Beyhan Ahmet'in coşkulu sohbetine.

Ramadan amcam çok sakin, alçak gönüllü, hatırşinaz ve gerçek bir müslüman.
Çilekeş hayatının çoğu bu kasabamızda geçti, ama son çeyreğini yeşil Bursa'mızda
idame etmekte.

Bazen onunla bu kentin Bağlarbaşı semtindeki cami hareminin serinliğinde
koyu sohbetler etmekteyiz.

Ömeroğlları'ndan çıkıp Gıygını sırtlarında at koşturmaktayız...

Belli oluyor ki, o, bu yaz da biraz memleket havası koklamaya gitmiş.

Namazlarını da  kutsal Ramazan ayımızda kasaba camisinin cemaatiyle beraber kılmakta.

Onun mutluluğu ve sevinci adeta yüz ifadesinden okunmakta.

Yalnız birkaç yıl öncesi aynı bu dini mabedimizin kapılarının önüne set çekilmişti.
Dini inançlarımız yok sayılmış, hatta insan yerine bile konmazdık...

Ramadan amcam gibi dini bütün şahsiyetler,
bizim göç ettiğimiz köylerdeki mescit ve camileri onardılar,
mezarlıklarımızı temizlediler, onları tel avlularla sardılar,
hatta yol kenarlarındaki pınar diplerini bile temizlediler.

Gelen geçen yabani hayvanlar ve kuşlar susuz kalmasın diye...

Eskiden küçük köylerimizdeki camilerin minareleri bile yoktu,
adeta buna bile izin vermemişti bazı sahte yerli ve zorba peygamberler.

Şimdi ise güzelim Kircaali diyarımızda onarılmamış ve temizlenmemiş
Müslüman mezarlığı veya beyaz badanalı minaresiz  cami kalmadı.

Ne acıdır ki,bu camilerimizin cemaati de kalmadı!
Ama olsun!
Gelen geçen, tek tük kardeşimiz bu mabetlerimizde özgürce namazını kılıyor,
mezarlıklarda yatan ulu akıncı ecdatlarımızın ruhuna birer Fatiha okumayı asla ihmal etmemekte...


Mümin Topçu

петък, 4 юли 2014 г.

YAZILARIMI SANSÜRLEYEN FAHRİYE ERSOY’UN AMACI NEDİR?

Bilindiği gibi, 1984-1989 döneminde işlenen cinayetlerin,yapılan işkencelerin, mahkemelere taşınmasını ve suçluların yargılanmasını sağlayacak olan yasa tasarısı Bulgaristan Meclisinin gündemindedir.


Fakat nedense HÖH Partisi bu yasaya destek vermekten kaçınmaktadır.
Bir Göçmen Derneğinin, bir Siyasi parti ile bağlantısı varsa, bu bağlantının altından maddi çıkardan başka bir şey çıkmaz, zaten pis kokular geliyor.

Bulgarların bu yasayı engelleme nedeni şöyledir:
"Şayet bu yasayı çıkarırsak, arkasından Türkler diğer (Türk okulları gibi...) haklarını istemeye başlayacaktır."

Bulgarların bu düşüncesine Lütfi Mestan, HÖH M.Vekilleri ve Bal-Göç Bşk. Fahriye Ersoy (konu ile ilgili yazılara sansür uygulayarak) destek vermekte, Türklerin haklarının gasp edilmesine aracı olmaktadırlar.

Bu nedenle HÖH Başkanı Lütfi Mestan’a hitaben yazdığım yazımı, İzmir Bal-Göç facebook sayfasına yükledim.
Her zamanki gibi yazım “Onay bekliyor” başlığı altında bekletilmeye alındı.
Üç gün sonra yazım yayımlanmadan silindi.
Öncelikle sayfaya gönderilen yazıların onaydan geçmesinin anlamı nedir? Gönderilen yazı, Bal-Göç Derneği'nin amaç ve kurallarına aykırı ise veya hakaret içeriyorsa yazı silinir, gerekiyorsa yasal yollara başvurulur, bu arada o kişi üyelikten çıkarılır.

Bu sansür uygulaması, Balkanlı insanlarımızın haberleşme, bilgi edinme, bilgi paylaşma haklarına karşı yapılan bir gasptır, saygısızlıktır.
Böyle bir uygulamanın Komünist dönemde Pravda Gazetesi’nde kaldığını düşünürdük.

Fahriye Ersoy’dan bu konuda bir açıklama bekliyoruz.

Bu konudaki yazılarıma devam edeceğim.

Adnan Pelvanlar


Editörün notu; Bu totaliter sistem ve kuruluşların sansürcü zihniyetini kınıyoruz. Bursa'daki BALGÖÇ örgütünün sanal gruplarında da katı bir sansür uygulanmaktadır.Köhne ve çağdışı kalmış şahısların bu uygulamaları karşısında, kendilerine;her medalyonun bir de arka yüzü olduğunu hatırlatmakta yarar olacağı inancındayız. Kaldırın şu sansürcü barierleri ve cümle aleme rezil olmayın! Yoksa siz de Jivkovist'lerden cep harçlığımı alıyorsunuz? Ya da kurucunuz Kenan Paşa'nın yolunda mı ilerliyorsunuz...

Dombira.eu

Krumvgrad'ın ‘Ada Tepe’ oylaması ertelendi

Bugün Krumovgrad  meclis üyeleri  ‘Adatepe'de altın elde edilmesi ‘ görüşülmesini  7 Temmuz Pazartesi gününe erteledi.
Hatırlanacağı gibi Krumovgrad Belediyesi Adatepe'den altın çıkarılmasına karşı çıkmış Kanadalı “Dundee. Precious Metals” şirketi ise mahkemeye başvurmuştu.

Bunun üzerine Kırcaali Mahkemesi konunun tekrar görüşülmesi için Krumovgrad belediyesine 7 Temmuz 2014 tarihine kadar süre tanımıştı. Video izle..

четвъртък, 3 юли 2014 г.

PAPAZ AMBAREV'İ UĞURLARKEN

Bulgar papaz Dimitır Ambarev dün aramızdan ayrıldı, ama bu isim Türklerin ve Pomakların gönlünde hep yaşayacaktır.

Ben onu ilkin Hür Avrupa ve Bibisi radyolarının yayınlarından tanımıştım.

1990 yılının başında ise Madan şehrinde düzenlenen o büyük tarihi özgürlük mitingi esnasında kendisiyle konuşma fırsatım olmuştu.

Onurlu ve dürüst insan olabilmek hiç kolay bir iş değil.

Bazı topluluklar arasında etnik kimliğin hiç önemi olmuyor.

Bir Bulgar bile, gerçi 89'yılından önce bir çok Bulgar disident bize sahip çıkmıştı, kellesini hiç umursamadan Türklerin ve Pomakların özgürlük  davasına kendini adamıştı...

Papaz Ambarev, gerçek anlamda bir insan hakları savuncusuydu.

Mücadelesini, zor durumda bulunan Türklerin özgürlüğüne adamıştı.

Bizim müftüler ve imamlar ise her zaman olduğu gibi jurnalcılık peşindeydiler.

Seksenli ve doksanlı yıllarda, kendisi totaliter sistemin baskıcı güçlerine adeta kök söktürdü.

Onu son defa, geçenlerde Pristoe köyündeki Mayıs' 89 olaylarının anma etkinliklerinde görmüştük.

Yine çok sevdiği Türk kardeşlerinin yanındaydı.
Onları kol kanat germeye hazırdı,sağlık durumunun pek elverişli olmamasına rağmen.
Gururluydu, bir o kadar da üzgün...

Hakkın rahmetine kavuşmamış olsaydı, hiç şüphesiz, kendisi Cumhurbaşkanı Plevneliev'in verdiği iftar yemeğinin onur konuğu olurdu.

Şu an o iftarın fotografı önümde duruyor.
Bütün despot rejimin eski ajanları masada sırıtmakta...

İyi ki, koruyucu meleklerinin yanına göçmüşsün Papaz efendi, çünkü sözünü ettiğim tablo seni yine çok üzerdi...

Vaktinde  Papaz Ambarev ve başka Bulgar arkadaşları Türklerin özgürlüğü için açlık grevlerinde bulunmuştu.
Hemen hemen her gece Batı radyolarından bizlerin tükenmek bilmeyen çilesinden bahsediliyordu.

Kırmızı Rus bayrağını ülkesinde dalgalanmasını hazmedemeyen papaz Ambarev, demokrasi mücadelesi esnasında, Bulgaristan topluluğun içinde barınan bütün etnosları  öz kardeşi gibi görüyordu.

Onun hesabına göre, ülkedeki ezilen, esaret altında bulunan Türklerin ve Pomakların özgürlük davası, Bulgarların katkısı olmadan yarım kalacaktı.
Komünist rejimi yıkmak için, halklar arasında bütünlük sağlanmalıydı.
Bu işin beş-on kişiyle gerçekleşmeyeceğini ben biliyordum, bundan dolayı on binleri ayaklandırmak ve birleştirmeyi arzulamıştık o günlerde, diyordu bu sevimli insan.

Sanki günümüz için de söylenmişti bu vecizeler...

Bulgaristan'daki Türklüğün özgürlük savuncusu Emin Hamdi beye göre ise;

"Bizim için Papaz Ambarev'in desteği çok önemliydi. Türkler için bir papazın, kendilerine sahip çıkması, rahatlatıcı bir olaydı. Bundan dolayı biz onun örgütüne akın akın üye olduk ve sahip çıktık."

Mayıs' 89 olaylarından sonra DS ajanlarının fiyakasını bozan, onları delirten ve cehendem ateşine iten, unutulmaz kahramanlardan birisidir rahmetli Papaz Ambarev.

Svetla ti pamet Otçe!


MüminTopçu

İSTİKBALİMİZİ GÖRMEK İÇİN, TARİHİMİZİ ÖĞRENMELİYİZ

Sorum şudur;

Ey,Bulgaristan'daki Türk gençleri, siz,nasıl ve nereden bu topraklara geldiğinizi biliyormusunuz?
Öz etnik tarihçenizi biliyormusunuz?

Ne yazık ki, devletimiz ve sayın büyüklerimiz,  kendi tarihimizi öğrenebilmemiz için elimize yeterli kaynakçalar sunmamakta.

Sanki, bizim atalarımız buralara yabancı bir gezegenden inmiş...

Okul çağındaki öğrencilerimizin kitaplarını incelediğimizde, görüyoruz ki bütün azınlık etnoslarının tarihçeleri hiç bir şekilde yansıtılmamış.

Bunun nedenleri ve dayanağı nedir?

Yıllar boyu, kısır huylu siyasetçilerimizin sergilediği verimsiz ve suni politikalar sayesinde, Bulgaristan topluluğunda bazı etnik ayrımcılıklar, etnoslar arasında kin ve nifak tohumlarının yeşermesine vesile olmakta.

Bilindiği gibi, bilinmeyen bir  şey sevilemez. Bir çiçeği yakından görmeden, kokusunu algılayamazsın. Bir yemeğin de, lezzetine tatmadan varamazsın.

Lafın kısası şimdi öğrenme zamanıdır, bazı tarihi gerçekleri gizlemekle ve yanıltmakla hiç bir düzlüğe çıkılamaz.

Ben Şumnu Kültür Evi yöneticisi olduğum müddetçe, çevremdeki öğrencilere ve genç kuşağın temsilcilerine, zengin tarihimizi ve kültürümüzü tanıtmaya ve öğretmeye devam edeceğim.

Ama, ne yazık ki, bu çabalarımızı bazı şer kaynakları yanlış olarak görüyor. Bizi devletimize ihanetle suçlayanlar bile ortaya çıkmakta, hatta Bulgar etnosunun bir düşmanı olarak tanıtılıyoruz.

Bulgaristan'daki Türk varlığımız inkar edilemez.
Bizim tek amacımız ve gayemiz, diğer etnik gruplarla hep beraber ve birlik içinde, memleketimizin istikbalini daha iyi günlere taşımak.
Yarınki istikbalimizi görmek için, tarihimizi öğrenmeliyiz ve onunla gurur duymalıyız.


Nurten Remzi

AZINLIK İÇİNDE İMTİYAZLI ZÜMRE OLMAK

Rahmetli Turgut Özal'ın çok sık kullandığı bir sözle bu günkü köşe yazıma başlamak istiyorum. Kendisi hakkında basında çıkan karikatürleri çalışma ofisinde duvara asarak herkese göstererek"Bakın dün hakkımda yapılan karikatürler bunlar. Reklamın iyisi kötüsü olmaz" diyerek kendisini eleştirenlere karşı olan hoş görüsünü ortaya koyuyordu.
Evet mübarek Ramazan ayında bulunduğumuz bu günlerde hoşgörünün önemi bir o kat daha önemli.
Batı Trakya'da yaşayan Batı Trakya Türkleri olarak kendi içimizde hoşgörüye o kadar ihtiyacımız var ki hala anlamış değiliz.Yıllardır Yunan devletinin buradaki insanlara uyguladığı haksız baskılara rağmen insanlarımızın gözünde hala bir umut ışığı var. Varda bunun farkında olmayan yine bizim başımızdaki idareciler ve önde gelenlerimiz.Öyle şeylerle uğraşıyorlar ki, bırakın varolan sorunlara çözüm getirmeyi adeta çözümlerin önüne set çekiyorlar. Azınlık önde gelenlerinin kendi içinde oluşturdukları bir grup ile azınlık içinde başka bir imtiyazlı zümrenin oluşmasına katkıda bulunuyorlar.Politikacıların ısrarla din adamları siyasetten elini çeksinler diye haykırmalarına rağmen, din adamlarımız siyasete el atmayı, eğitim konusunda baş sözcü olmayı adeta kendilerine görev edinmişler.Okullarımızın kapatılmak istendiği bir ortamda milletvekillerimiz her ne kadar da kapalı kapılar arkasında eğitime önem verdiklerini belirtseler de görünürde çiftçilerimizin prim ve zarar paralarının ne zaman yatırılacağı konusundan başka tellallık yapmıyorlar.
Yani, güzel Batı Trakya' mızda herkes üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokarak meydanlarda boy göstermeye devam ediyor.Batı Trakya Türkünün problemlerine çözüm aramak yerine " iş yaparmışlar desinler" diye güncel ve kişisel çıkarlar doğrultusunda medyatik olmaya çalışıyorlar. Ama her nedense tüm bu uyutma ve aldatma politikaları hep "azınlık çıkarları" adı altında yapılıyor.Bu güne kadar hiç bir din adamımız ve politikacımız bir söylemi veya hareketi doğru olduğuna inandığı için değil bazılarının çıkarlarına öyle uygun olduğu için dile getirdiler ve getirmeye de devam ediyorlar.
Herkes eline bir kalem almış, azınlık adına bir şeyler karalamaya soyunmuş. Bunu yaparlarkende acaba yaptıklarımız yanlış mı, doğru mu diye bir tasalarıda yok. Çünkü oluşturdukları ve bulundukları zümre itibarıyla kendilerine Batı Trakya Türk toplumunun hesap soramayacağını da iyi biliyorlar. Ta ki büyük yerlerden kendilerine hadleri bildirilinceye kadar.
Peki bu gün yaşanan bu laçkalığın sebebi ne?
Eski yıllarda Azınlık Danışma Kurulu'nun Gümülcine Türk Gençler Birliği'nde yaptığı toplantılar sırasında dışarıda onlarca sivil polis dolaşırken bu gün kimsenin bu toplantılar esnasında oraya yaklaşma ihtiyacı duymamasının arkasında ki gerçekler neler!
Söyleyelim Azınlık Danışma Kurulu üyeleri arasındaki samümüyetsizlik ve sorunlara gereken ehemmiyeti göstermemeleri. "Ben Azınlık Danışma Kurulu Başkanlığını bir müftü olarak almak istemiyorum ama bize kalıyor" diye haykıran İskeçe Seçilmiş Müftüsüs Ahmet Mete'nin feryatlarına, müftülerimiz siyasetten ellerini çeksinler diyen politikacılarımızın da bu görevi kişisel çıkarlarına zarar verdiğinden dolayı kaçınmalarından cevap veremiyorlar.Azınlık sorunlarını omuzlarında taşıyamayan siyasetçilerimizin seçimlerde oy isterken azınlığın dertlerine çare olacaklarını dillendirmeleri hep yalanmış.
Bakın öyle bir toplum olduk ki azınlık önde gelenlerinin topluma yaptıkları hizmet yerine orada veya buradan aldıkları maaşlarla insanlıklarını ölçer olduk. Buda gerçek. O yüzdendir ki toplum içinde bu kişiler için "onlar ceplerini doldurmakla meşgul bizlere onlardan fayda gelmez" gibi sözler söyleniyor.
Evet ufacık azınlık toplumu içinde farklı ve imtiyazlı sınıflar oluşturmakta üzerimize yok. Herkez bir taraflara kapağı atmak için yarışıyor, yeter ki işin ucunda mangır olsun. İster Yunan devleti, ister Türk devleti veya tarikatlar olsun fark etmiyor bazıları için. Herkesin fiyatı belli ama burada unutulan Batı Trakya Türk toplumunun değeri.
Kendilerine fiyat biçenler ve kendilerine fiyat biçtirenler unutmamalıdır ki zaman gelince bu toplumda onlara fiyat biçecektir.
Bir yıl önce Edirne'deki iftar yemeğinde "Kral çıplak" diyenlere karşı TC Gümülcine Başkonsolosunun yaptığı konuşmanın ardından verdiği ve soğuk duş etkisi yapan mesajdan ders çıkaran var mı? Hayır. Aynı tas aynı hamam. Azınlık önderleri "bazıları ana vatanda bir abisinin arkasına takılmış" gidiyor derken bu işlerin çözümü için neden mücadele vermiyorlar.Sorunlar her geçen gün katlanarak artarken neden sessiz kalınsın.
Ama bunun tek sebebi var. Batı Trakya'da ki kurum ve kuruluşlar arasında mekik dokuyanların yüzsüzlükleri ve bazılarının zorla da olsa kendilerine yakıştırdıkları itibarları.
Ne diyelim onların kabahati yok. Asıl suçlu olanlar Lidyalılar. Çünkü insanların hizmet aşkıyla yanıp tutuşmasına engel olan parayı onlar icat ettiler.
Her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamak gerekli.Toplum uyanıyor..
Daha önce azınlık önde gelenlerini eleştirenlerin mahkum olduğu bir dünya yok artık.Batı Trakya'da açık hava hapishanesinde yaşayan Türklerin başına artık kendi insanından gardiyan atamaya gerek yok. İnsanlarımız kendilerini kucaklayacak, sorunlarının çözümü için mücadele verecek haysiyetli ve onurlu kişiler arıyor. Ben kelimesi yerine "biz" diyecek , akıl vermek ve yönlendirmek yerine "model" olacak insanlar aranıyor.
Haa bu arada Batı Trakya Türkü belli bir zümreye hizmet eden basın sözcülerinin yerine de acilen gazeteciler aramaktadır.
Kısacası bu sıcak yaz güneşinin altında ekmek parası için tütün tarlalarında kavrulan insanlarımız kendilerine sahip çıkacak insanlar arıyorlar. Bunu da çok görmeyin onlara.. Neden mi!!! Yıllardır var olan müftülük, vakıflar, eğitim ve ekonomik problemlerde yaptığınız çalışmalarda ne yazık ki bir arpa boyu yol alamadınız da ondan.Ama sizlerde haklısınız çünkü Batı Trakya'da sorun çözenler değil sorun yaratarak suni gündem oluşturanlar ödüllendiriliyor.
Ahh, bu Lidyalılar olmasaydı bakın işlerimiz nasıl olacaktı.
İşte yukarıda yazılanlar bir Batı Trakya klasiği. Nasıl isterseniz öyle görün. İster kanayan yaramız ister bir gölge oyunu. Karar sizlerin...
Saygılarımla!

Erhan İmamoğlu,

Özgür Rumeli

Prostor Parkı bakımsız kaldı

Kırcaali Belediyesi'nce 1960'lı yıllarında yapılan park Prostor, son yıllarda hiç bakım görmedi.  İsminin açıklanmasını istemeyen bir çevre sakini, “Kırcaali Belediyesi çok güzel bir park yaptı. Ama şimdi gelin bakın ne halde.  Otlar diz boyu. Parkta çalışan işçiler izine çıktı. Geçen sene ise  temizleme ve çevre düzenleme şirketinin işçileri bu parkı temizlemesi gerekiyor iken aynı  işçiler bir yöneticinin tütün tarlalarında çalıştırıldılar.” dedi. Video ve fotoğraflar izle




сряда, 2 юли 2014 г.

"Göçmenlerin Albümlerinde Kırcaali" sergisi

Türkiye'ye göç edenlerin aile arşivlerinden alınan tarihi fotoğraflar ve belgeler, Türklerin yoğun yaşadığı Kırcaali şehrinde sergilendi
Çeşitli yıllarda Türkiye'ye göç edenlerin aile arşivlerinden alınan tarihi fotoğraflar ve belgeler Bulgaristan'da Türklerin en yoğun yaşadığı Kırcaali kentinde sergilendi.
Kırcaali'deki Art Krıg Sanat Galerisi'nde  "Çok Kültürlü Şehir"  etkinliği kapsamında açılan, "Göçmenlerin Albümlerinde Kırcaali" adlı sergide, çeşitli yıllarda Türkiye'ye göç eden 17 ailenin özel arşivlerinden derlenen yaklaşık 100 belge ve fotoğraf yer alıyor.
Sergi bir hafta boyunca açık kalacak.

AA

понеделник, 30 юни 2014 г.

Demir ızgaralar çalındı

Trafiğin yoğun olduğu Kırcaali Belomorski  Bulvarında demir ızgaraların hırsızlar tarafından bir gecede çalınmasına vatandaşlar tepki gösterdi.  Şikayetlerde “İyi ki  ''Hristo Botev'' Lisesi ve Kırcaali “Sv.Sv. Kiril i Metodiy” İlk Okulu tatil, çalınan ızgaralar sonucu açık kalan rögarlar diğer yayalar ve sürücülerin de hayatını tehlikeye atıyor” denildi.

Cebel'de okul binasında yangın

Bugün saat 17.15 sıralarında Cebel'deki lisenin müdür odasında henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıktı. Polisler hemen binanın etrafını sararken,  yangına 2 itfaiye aracı müdahale etti.   Yangın 25 dakika içinde söndürüldü. Bazı Cebelliler  polisin olayı örtbas etmeye çalıştığını dile getirdiler.

неделя, 29 юни 2014 г.

Hava ısındı, Kircaaliler havuza akın etti

 
Kırcaali'de geçtiğimiz haftalarda etkili olan yağış ve soğuk hava yerini sıcağa bıraktı. Hava sıcaklıklarının artmasını ve Pazar gününü fırsat bilen Kırcaaliler Arpezos havuzuna  akın etti. Çocuklar suya girerek hem serinlemeye çalıştı hem doya doya havuzda eğlendi. Video  izle..